İNSAN KOKUSU TAŞIYAN MAHKEME KARARLARI

Genel hukuk

“Hakim, tabiata, olağana, gerçeğe uygun bir biçimde; katı kalpler ve katı kalıplar içerisinde sıkışıp kalmadan, uyuşmazlığa insan kokusu taşıyan bir çözüm getirmek zorundadır…”

Yargıtay 1.Hukuk Dairesi 31.12.1976 tarih, Esas 1976/9370, Karar 1976/13138

Hukuk; yaşadığımız hayatın ve içinde bulunduğumuz toplumun aynası ve hatta tam olarak kendisidir.

Çünkü mahkemelerin ve dolayısıyla yargının işi; toplumda meydana gelen olaylar, anlaşmazlıklar ve çatışmalardır.

Çoğu zaman soyut hukuk normları ile somut uyuşmazlıklar çözümlenir.

Hukukun aktörlerleri olan; avukatlar, hakimler, savcılar, akademisyenler, bilirkişiler ne kadar kendi toplumuna hakimse! ve iyi bir gözlemciyse verilen kararlar da o kadar sadra şifa olur.

İnsan Kokusu Taşıyan Mahkeme Kararları

İşte bu noktada yukarıda yer alan Yargıtay Kararı, hukukun aktörlerine adeta rehberlik etmekte, verilecek kararlar için bir mihenk taşı görevi üstlenmektedir.

Yukarıdaki Yargıtay Kararı’nın, mahkemeler yanında sanat ve pozitif bilimler için de yol gösterici olduğu söylenebilir. Burada ise karşımıza “Sanat sanat için mi, toplum için mi” tartışması çıkabilir.

Ancak Necip Fazıl imdadımıza yetişip tartışmaya son noktayı koymaktadır:

Anladım işi, sanat, Allah’ı aramakmış;

Marifet bu, gerisi yalnız çelik – çomakmış…

Şu soru ile yazıyı hitama erdirmek isterim:

Tabiata, olağana, gerçeğe uygun olmayan, katı kalpler ve katı kalıplar içerisinde sıkışıp kalarak, uyuşmazlığa insan kokusu taşımayan bir çözüm getirmeye çalışan mahkeme kararları sadece bu nedenlere dayalı olarak istinaf/temyiz edilebilir mi?

Laedri

Yorum Yazınız