Hakîm, Fehîm, Müstakîm, Emîn, Mekîn, Metîn Olan..

Hukuk bir canlı organizma olduğu gibi hukukun parçaları ve hatta her bir zerresi de bu organizmanın canlı parçalarıdır.

Hayatın somut sorunlarına yabancı yasalar ve kurallar bugün olmasa bile yarın kadük kalmaya mahkumdur. Hayatın gerçeklerine yaslanmayan kurallar ve normlar, sorunları çözmek yerine yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Çünkü kanunun/kuralların zulmü, zalimin zulmünden daha ağırdır.

Tabi ki her şeyi yasalardan beklemek haksızlık olup, her sorunu yasalarla çözmek de bittabi mümkün değildir.

Kötü yasaların iyi hukukçuların elinde doğru sonuçlara ulaşması ihtimal dahilinde olsa dahi, kahtı ricalin zirve yaptığı modern zamanlarda, çok tehlikeli ve telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verilmemesi için alel acele yasa çıkarmaktan da kaçınmak doğru bir yol olsa gerek..

Sonuç olarak, yasalar, normlar yasa koyucular tarafından kodifiye edilse de, uygulayıcılar tarafından yapılacak yorumlar adeta yasaların ruhunun bir yansıması olacaktır.

Kadim kültürümüz bunun sayısız örnekleri ile dolu olup, Kadı Hızır Bey’in, Fatih Sultan Mehmet hakkındaki “ellerin kesilmesi hükmü” hala hafızalarımızda canlıdır.

Sonuç olarak; şeriatın kestiği parmak acımaz..

Hükmü verenin; hâkim; hakîm, fehîm, müstakîm, emîn, mekîn ve metîn olması şartı ile..

Vesselam..

Yorum Yazınız